Bence tanısanız seversiniz. Yakın zamanda final veren, başrollerinde Kim min jae (Park joon young) ve Park eun bin’in (Chae song ah) bulunduğu ‘Do you like Brahms? ’ dizisini izlerken kendi kendime bu Brahms kimmiş arkadaş ya dedim sürekli. Birkaç yere baktıktan sonra ve dizide anlatılanları toparladıktan sonra öğrendiklerimi sizinle de paylaşmak istedim.

Gerek şairler gerek müzisyenler yaşadıkları olayları sanatına yansıtmaktan çekinmezler ve bizler de özellikle bu hikayesi olan eserlerden fazlaca etkileniriz. Bir hikayesinin olması o eserdeki duyguyu daha çok sahiplenmemize yardımcı olur. Brahms’da mazisi duygu dolu Alman bir müzisyen.

Öncelikle tam ismi Johannes Brahms’dır. Kendisi piyanist, besteci ve orkestra şefidir. Çok çocuklu bir ailede dünyaya gelen Brahms, babasının da müzisyen olmasından olacak ki 7 gibi erken bir yaşta piyano çalabilmeye başlamış. Yayınladığı birkaç besteden sonra ise, dizide de sıkça söz ettikleri karakterlerden biri olan Schumann ile tanışmış. Schumann Brahms’dan övgüyle söz ederek tanınmasına yardımcı olmuş. Yani bugünkü bildiğimiz Brahms olmasında Schumann’ın rolü çok büyük.

Asıl hikayeye bu noktada geliyoruz işte. Çünkü bu noktada hikayeye Schumann’ın karısı Clara dahil oluyor. Biz Schumann’ın karısı desek de Clara birçok kez Schumann’ı gölgede bırakmış bir sanatçıymış. Ama hâlâ daha olduğu gibi o zamanlarda da kadınların yeteneklerine gereken saygı gösterilmiyormuş. Clara, Schumann ve Brahms çok yakın arkadaşlar olmuşlar. O zamanlar Brahms 20, Schumann ise 43-44 yaşlarındaymış. Bir zaman sonra Schumann akıl sağlığını kaybetmiş ve çok fazla dayanamadan intihar etmiş. Schumann Brahms’a o kadar çok güvenirmiş ki ölmeden önce çocuklarını ve eşi Clara’yı ona emanet etmiş. Brahms Clara’nın dert ortağı olmuş, çocuklarına bakmış, birbirleri için besteler yazmışlar. Fakat asla birbirlerini sevdiklerini söylememişler. Okuduğum bir kaynakta Brahms’ın aralarında geçen mektuplaşmaları yakıp yok ettiğini bu yüzden aralarında aşk olduysa bile kimsenin bilmediğinden bahsediyordu. *

Dizide de başrol karakterimiz kendini Brahms’a benzetiyordu. Çünkü onun aşkı da imkânsız bir aşktı. Bu yüzden kadın başrolümüz Brahms’ı sever misiniz? Diye sorduğunda buz kesilip hayır sevmem diyordu. Bu arada yanlış anlamayın, kadın başrol bu aşk üçgeninin dışında biri.

Dizinin birçok yerinde Clara ve Brahms arasındaki ilişkiye dair kısa hikayeler anlatılıyor. Bunlardan söz edip izlerken hissedeceğiniz duyguların içine etmeyeceğim. Ben izlerken çok keyif aldım. Durağan ve dram tarzında bir diziydi. Ama açıkçası dram izlemeye hiç dayanamayan biri olmama rağmen diziyi izlerken kendimi kötü hissetmedim. Tadında bir dramdı. Aman ben dram izlemem diyenler bana güvenebilirsiniz çünkü benim kadar dram izleyemeyen biriyle karşılaşmadım. Ben izlediysem herkes izler yani o derece.

Bunlar da dizinin beğendiğim ost’ları.

Başka bir yazımda görüşmek üzere, hoşçakalın.

*https://www.kibrisgazetesi.com/arafta-bir-iliski-clara-schumann-johannes-brahms-makale,12582.html